semerkant kitabı ile ilgili incelemeler

Rencontre Avec Joe Black Film Complet. Her okuyucu, kitapların hayat değiştirecek şeyler olduklarını mutlaka bilir. Peki tüm neslin hayatını değiştiren kitaplar, geleceği de değiştirebilir mi? Tarihin akışını değiştirdiğini düşündüğümüz en iyi 30 kitabı sizler için derledik. Yaşamış olduğumuz toprakların kıymetini bilmek ve daha ileriye gidebilmek adına tarihimizde yaşana zorluklar, atalarımızın nasıl süreçlerden geçerken bu günlere geldiklerini bilmemizde fayda vardır. Bu yazımızda tarih meraklılarının mutlaka okuması gereken en iyi en değerli 30 tarih kitabını bulacaksınız. Listemizde sadece tarih alanındaki uzmanların yazmış oldukları ve Türkçe olarak basılan kitaplar yer almaktadır. Nihal Atsız – Deli Kurt 1958 yılında yayımlanan Deli Kurt romanı, kendine has tarzı olan Hüseyin Nihal Atsız’ın en çok okunan kitaplarından biri olma özelliğini taşımaktadır. Osmanlı’nın meşhur taht kavları hakkında kesitlerin yer aldığı romanda ayrıca güzel bir aşk hikayesi de yer almaktadır. Tarihin tozlu sayfalarına yapılan yolculukta, dönemin içinde yaşadığınızı hissedeceksiniz. Bunun yanı sıra yazarın üslup ve kelimeleri konuşturma şeklide bir film sahnesi izliyormuş gibi gözünüzde canlanacaktır. 2. Yuval Noah Harari – Homo Deus Yarının Kısa Bir Tarihi İsrail tarihçi ve yazar Yuval Noah Harari, kalemine almış olduğu Homo Deus Yarının Kısa Tarihi adlı eseri ile çok satanlar listesinde her dönemde yerini korumuştur. Eserinde insan türünün dünyada egemen olduğunu kaleme alan Harari, Homo Deus Yarının Kısa Tarihi adlı eserini pek çok dile çevirip dünya genelinde yayınlamıştır. İnsanoğlunun ölümsüzlük ve tanrısallık peşindeki yolculuğunu kaleme alan Harari, eseri Homo Deus Yarının Kısa Tarihi ile adından çokça söz ettirmiştir. 3. İlber Ortaylı – Türklerin Tarihi Halil İnalcık’ın öğrencisi olarak bilinen, başarılı tarihçi İlber Ortaylı, Türklerin Tarihi adını verdiği kitabını 2015 yılında yayımlamıştır. Kitap Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarının alt başlığına sahiptir. Kitap Türklerin ne kadar güçlü olduklarını ve kendi hayatları olmak üzere dünyayı nasıl değiştirdiklerini anlatmaktadır. En iyi tarih kitaplarında yer alan Türklerin Tarihi adlı kitap ne kadar soylu ve savaşçı bir kökten geldiğimizi hatırlatmaktadır. 4. Kemal Tahir – Devlet Ana Devlet Ana kitabı Kemal Tahir tarafından 1967 yılında basılan büyük bir eserdir. Anadolu insanının yaşadıklarına ve özlemlerine bolca yer veren kitapta, öz Türkçe kelimeler de yer almaktadır. Her ne kadar isminden dolayı siyasi kitap algısı yaratsa da tarihi bir roman olan eser, soluksuz bir şekilde okunacak kadar heyecanlı olaylar içermektedir. Kemal Tahir’in en önemli eseri olan Devlet Ana gelenekler, töreler, saygı, sevgi, kadının toplumdaki yeri gibi konulara değinmiştir. 5. İskender Pala – Şah ve Sultan 2010 yılında yayınlanan kitap Şah ve Sultan kitabı, Osmanlı’nın padişahlarından Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail arasında geçen rekabeti anlatmaktadır. İskender Pala, kitabında tarihten bilgi verirken, aynı zamanda da okuyucuyu bir masal aleminde yolculuk ediyormuş hissine kaptırıyor. Yazarın kullandığı üslup, seçtiği kelimeler oldukça büyüleyici. Şah ve Sultan arasındaki çatışmanın edebi dil ile anlatıldığı kitapta, hüznü, gururu ve siniri aynı anda yaşayabilirsiniz. 6. Yuval Noah Harari – Hayvanlardan Tanrılara Sapiens İsrailli yazar olan Yuval Noah Harari’nin 2011 yılında yayınladığı Hayvanlardan Tanrılara, 2015 yılında Türkçeye çevrilmiş ülkemizde de büyük rağbet görmüştür. Yazarın ilk kitabı olma özelliği taşımasına rağmen çok ses getirmesi, hem konusunun sıra dışı olması hem de kitabın genelinde hakim olan sade dilden kaynaklanmaktadır. Hangi kültür düzeyinden, meslekten olursanız olun, kitabı rahatlıkla okuyup kavrayacaksınız. 7. Can Dündar – Sarı Zeybek Can Dündar, tarafından kaleme alınan kitap Atatürk’ün Son 300 Günü alt başlığı ile yayımlanmıştır. Sarı Zeybek kitabı bir belgesel tarzında, büyük araştırma ve emeğin ürünüdür. Kitap Atatürk’ün hastalığı ve son zamanlarını nasıl geçirdiği hakkında konulara yer vermektedir. Duygu yoğunluğu yaşamanıza neden olan kitapta Atatürk’ün kendi canından dahi çok sevdiği vatanı için hastalığını yok sayarak doktorların önerilerini dikkate almaması gibi konular en yakınından edinilen bilgiler ile okuyucuya aktarılmıştır. 8. Halil İnalcık – Devlet-i Aliyye Ömrünü araştırma, yazma ve tarihi sevdirmeye adayan büyük tarihçi Halil İnalcık genellikle ders kitabı niteliğinde kitaplar yazmaktadır. Devlet-i Aliyye de yazarın yaklaşık 50 yıllık araştırmalarının bir bütünüdür. Kitap birkaç ciltten oluştuğundan kavrayabilmek için serinin tamamını okumanızı öneririz. 9. Vladimir Bartol – Fedailerin Kalesi Alamut Anlatımı, kurgusu, içerdiği tarihi bilgiler ve felsefi konulara yönelmesi ile muhteşem bir eser olan Fedailerin Kalesi Alamut, okuyucuyu Hasan Sabbah’ın müthiş zekası ile karşılamaktadır. Sivri zekası karşısında hayran kalacağınız Hasan Sabbah 11. Yüzyılda kendini Peygamber olarak ilan etmiştir. Kitabı ilgi çekici kılan ise hikayenin ve insanın gerçekten var olduğudur. Kitabı okuduğunuzda ya da bitirdiğinizde, içinizde birçok konuyu araştırma isteği duyacaksınız. 10. Tarık Buğra – Osmancık Cumhuriyet dönemi yazarlarından olan Tarık Buğra’nın Osmancık kitabı 1973 yılında yayınlamıştır. Osmanlı Devletinin kuruluşunun anlatıldığı kitap, Osman Gazi’nin dedesinden aldığı öğüt ile başlamaktadır. Tarihe ışık tutan ve bilinmeyenleri öğrenmemizi sağlayan eser, tarih meraklıları tarafından kesinlikle okunmalıdır. Kitabın içerisinde dostluk, aşk, din ve vatan gibi kavramlar yer almaktadır. 11. Ayşe Kulin – Veda Ayşe Kulin’in 2007 yılında yayınlana Veda isimli tarihi romanı, Esir Şehirde Bir Konak alt başlığına sahiptir. Hüzün ve acı dolu satırlar içeren eser, Osmanlı’nın çöküş döneminde halkın yaşadığı çaresiz ve acı dolu günler, yazarın usta kalemi ile okuyucuya sunuluyor. Bunların yanı sıra aşk, hayal kırıklıkları ve hüzün de kitabın genelinde esen duygu fırtınaları, aynı zamanda esere aynı zamanda aşk kitabı havası katmaktadır. 12. İskender Pala – Katre-i Matem İskender Pala’nın kaleme aldığı, kurgusu ve anlatımı itibari ile tadına doyum olmayan eser, lale devrinde işlenmiş bir cinayeti anlatmaktadır. Dönemin sosyal ve kültürel yapısı hakkında da bilgi sahibi olmanızı sağlamaktadır. İskender Pala, Osmanlı’nın günlük yaşantısı, saray hayatı, halkın rutin işleri gibi detaylara yer vermektedir. O dönem hakkında merak ettiklerinizi öğrenmenizi sağlamaktadır. Entrikalarla dolu hikayenin yer aldığı bu eseri mutlaka okumanızı öneririz. 13. Amin Maalouf – Semerkant Lübnan asıllı olan yazar Amin Maalouf tarafından kaleme alınan eser, ilk olarak 1988 yılında yayımlanmıştır. İçerisinde koca bir tarih yatan Semerkant kitabı hakkında yazılacak çok fazla şey var. Eseri okurken büyüsüne kapılacak, kendinizi gerçek bir masal dünyasında hissedeceksiniz. Kitapta rubailer, önemli isimler ve devlet işleri yer almaktadır. Eser iki bölümden oluşmuştur. İlk bölümde Ömer Hayyam ve rubaileri, ikinci bölümde ise bir Amerikan vatandaşının Rubaiyyat’ı bulmak için içine girdiği İran siyasetini anlatmaktadır. 14. Turgut Özakman – Şu Çılgın Türkler Belgesel tarzında olan eser Turgut Özakman tarafından yazılmıştır. Kitap 2005 yılında yayımlanmış ve satış rekorları kırmıştır. Şu Çılgın Türkler, Türklerin mücadelesini vermiş oldukları İstiklal Savaşı üzerine yazılan gerçek bir destandır. Kitabı okurken bazen duygu seline kapılacak, bazen de ecdadınız ile gururlandığınızı hissedeceksiniz. Vatanımızın nasıl kazanıldığını anlatan eseri mutlaka okumanızı tavsiye ederiz. 15. Mustafa Kemal Atatürk – Nutuk En iyi tarih kitapları listemizde şimdi ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından bizlere bırakılan Nutuk yer almaktadır. Tüm Türkün kesinlikle okuması gereken kitap, bizlere bırakılmış büyük bir miras değerindedir. Nutuk kitabında fazlası ile mektup, günlük ve belgeseller yer almaktadır. Kurtuluş Savaşının, cumhuriyetin kuruluş sürecinin anlatıldığı eser ayrıca siyaset ve politika kitabı kategorisine de girmektedir. 16. Halil İnalcık – Atatürk ve Demokratik Türkiye Türk tarih profesörü Halil İnalcık, kalemine almış olduğu eseri Atatürk ve Demokratik Türkiye adlı eserinde Atatürk dönemini ve bu dönemde modernleşen Türk dünyasını anlatmıştır. Türk tarihini dünya tarihçiliğine kabul ettiren İnalcık, eseri Atatürk ve Demokratik Türkiye ile çok satanlar listesinde ilk sıralarda yerini korumuştur. Türkiye’nin sorunlarını daha net anlayabildiğiniz bu eserde yazar İnalcık, cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk ile devrimlerin kaynağını Atatürk ve Demokratik Türkiye adlı eserin öğreneceksiniz. 17. Yuval Noah Harari – 21. Yüzyıl İçin 21 Ders Yuval Noah Harari'nin kitabı 21. Yüzyıl İçin 21 Ders içinde bulunmuş olduğumuz yüzyılın ekonomik ve teknolojik kırılmalarını ele almaktadır. Ayrıca 21. yüzyılda yaşanan sorunları ile başetmek için elzem sorularıda tartışmaya açmaktadır. 18. Şevket Süreyya Aydemir – Tek Adam Şevket Süreyya Aydemir’in hazırlamış olduğu eser, çoğu tarihçinin ortak görüşüdür ve Mustafa Kemal Atatürk hakkında hazırlanmış en iyi biyografi niteliği taşımaktadır. 19. İbrahim Kafesoğlu – Türk Milli Kültürü Kitap 1977 yılından bu yana 36. Basımını gerçekleştirmiş, eskimeyen bir eser olmuştur. İslam Öncesi Türk Tarihinin temele oturtulduğu eserde, Türk siyasi tarihinin yanı sıra, gelenek, görenek ve devlet teşkilatı çok iyi bir şekilde anlatılmıştır. 20. Ahmet Taşagil – Kök Tengri’nin Çocukları Eser İslam Öncesi Türk Tarihi alanındaki sayılı uzmanlardan biri olan Ahmet Taşagil tarafından, Çin kaynaklarından yararlanılarak kaleme alınmıştır. Kök Tengrinin Çocukları kitabında Göktürkler, Hunlar, Uygurlar ve Avrupa Hunlarının dışında birçok küçük Türk kavmi de anlatılmaktadır. 21. Halil İnalcık – Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ Türkiye’nin en önemli tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Halil İnalcık kitabı, ilk olarak The Ottoman Empire The Classical Age adı ile İngilizce yayımlanmıştır. Dünya genelinde ün kazanan bu kitap daha sonra Türkçeye kazandırılmış bir eserdir. 22. Semavi Eyice – İstanbul'un Yaşayan Efsanesi İstanbul’u ve tarihini anlatan eseri tüm İstanbulluların okuması gerektiğini düşünüyoruz. İstanbul’un tarihini merak eden herkesin hoşuna gidecek bir eser olma özelliği taşımaktadır. 23. Erhan Aydın – Orhon Yazıtları Orhon Yazıtları kitabında Türk tarihinin en eski yazılı kaynakları olan Orhon yazıtları hakkında merak edilen her şey ve yazıtların çevirileri yer almaktadır. 24. Carter V. Findley- Modern Türkiye Tarihi Yale ve Harvard üniversitelerinde okumuş olan ABD’li tarihçi Carter V. Findley tarafından kaleme alınan eser Türkiye tarihine farklı bir bakış açısı kazandırmıştır. 25. Feridun M. Emecen – Yavuz Sultan Selim Kitapta hakkında birçok söylenti duyulan, harika padişah Yavuz Sultan Selim ile ilgili düzenli ve doğru bilgileri bir arada bulabileceğiniz bir eserdir. 26. Erdoğan Merçil – Müslüman Türk Devletleri Tarihi Kitapta Karahanlılar, Selçuklular, Harezmşahlar, Anadolu Beylikleri ve Babüller gibi ilk Müslüman Türk teşkilatlarının tarihleri kısaca anlatılmıştır. Merak eden okuyucuların keyifle okuyacakları bir eser olma özelliği taşımaktadır. 27. Kemalettin Köroğlu – Eski Mezopotamya Tarihi Eski doğu uygarlıkları olan Sümer, Akkad, Babil, Assur, Urartu, Hurri-Mitanni, tarihleri, herkesin sıkılmadan okuyacağı bir biçimde anlatılmaktadır. Firuzan Kınal’ın da aynı isimli bir kitabı bulunmaktadır. Ancak eski bir kitap olduğundan günümüzde basımı yapılmamaktadır. 28. Ali Satan – 100 Soruda Çanakkale Muharebeleri Zekeriya Kurşun ve Ali Satan tarafından kaleme alınan eserin okunması ve anlanması kolay olmasının yanı sıra doğru bilgiler sağlayacak bir kitap olarak da en çok okunan tarih kitapları arasında yer almayı başarmıştır. 29. Osman Turan – Selçuklular Tarihi ve Türk - İslam Medeniyeti Selçuklular tarihi ve Türk tarihini, İslam Medeniyeti'ni anlatan en iyi kitaplar arasında yer almaktadır. Sonradan yapılan tüm incelemeler ve yazılara metod ve muhteva olarak kaynaklık etmiş bir baş eser olarak bilinmektedir. 30. Oğuz Tekin – Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş Son olarak Oğuz Tekin’in kaleme almış olduğu Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş kitabını önermekteyiz. Kitap, Arif Müfid Mansel’in kitabından farklı olarak, Roma tarihini de ana hatları ile birlikte anlatmaktadır. Beyrut’ta doğmuş bir yazar-gazeteci olan Amin Maalouf yazarlığı boyunca tüm eserlerinde bugün kan içinde yüzen kendi coğrafyası Ortadoğu’yu anlatmaya, ona sahip olduğu kadim değerini iade etmeye çabalamıştır. Yine böyle bir değer taşıyan Semerkant romanında çoğu İran şehri ve çevre kentlerde binyılın başında başlayıp 1912’de Titanik’te biten bir hikâye etrafında tarihi olayları aktarmaya uğraşırken karakterlerini tarihte gerçek simge kişiliklerden seçip olayları da kurguyla birleştiriyor. Başkahramanlar Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah. Kitapta bu kişiler sıkı ilişki içerisinde. Son karakter ise Benjamin O. Lessage da Ömer Hayyam’ın kayıp Rubaiyat’ını İran’da buluyor ardından 1912’de batan Titanik’te yaptığı yolculukta Rubaiyat sulara gömülüyor. Tüm kitapları gibi müthiş bir sürükleyicilikle seçmiş kelimelerini yazar. “Kitaplarda bir efsane dolaşır. İçinde bulunduğumuz binyılın başına her biri kendince damgasını vurmuş üç İranlı arkadaştan söz eder bu efsane Dünyayı gözlemleyen Ömer Hayyam, dünyayı yöneten Nizamülmülk ve aynı dünyaya dehşet saçan Hasan Sabbah. Birlikte Nişabur’da öğrenim gördükleri rivayet edilir” “Zamanın iki yüzü var, dedi kendi kendine Hayyam, iki boyutu; uzunluğunu güneşin seyri belirliyor, kalınlığını ise tutkular” “Denizden komşu, hükümdardan dost olmaz” “Sonraki aylarda üçüncü dereceden denklemleri ele alan çok ciddi bir eser yazmaya girişti. Bu cebir eserinde Hayyam bilinmeyen bir sayıyı göstermek için Arapçadaki şey terimini kullanmış; İspanyolların ilim eserlerine xoy olarak geçen bu kelime zamanla kısaltılıp sadece ilk harfine indirgenmiş, sonra da x tüm dünyada bilinmeyen sayının simgesi haline gelmişti” “Tecavüzden daha kötüsü önceden haber verilerek yapılan tecavüzdür; önüne geçilemeyen canavarı edilgen, alçaltıcı bir biçimde beklemektir” “-Emirlerin en makbulü alimlerle yarenlik edenlerdir, demezler mi? -Alimlerin en kötüsü emirlerle dostluk edenlerdir, de derler” “Sadakat deseniz, onu oynamaktan daha kolay ne vardı? Yalancı ağızlardan dökülen sadakat sözleri kadar kandırıcısı bulunmazdı” “Nizam iktidarı ve şatafatı seviyordu. Hasan’ın gözü ise sadece iktidardaydı” “Yönetmek için gereken vasıflarla iktidara gelmek için gerekenlerin aynı olmadıklarını söyle ona. İşlerin iyi idaresi için kendini unutup sadece başkalarıyla, özellikle de en muhtaç durumdakilerle ilgilenmesini gerektirir, oysa iktidara gelmek için insanların en açgözlüsü olup kendinden başka hiçbir şeyi düşünmemek, en yakın dostlarını bile ezmeye hazır olmak lazım” “Beni dünyaya getirenin günahını çekiyorum, ben bu acıyı kimseye çektirmeyeceğim” “İnsan hep biraz daha yaşamak ister ve mümkün olan en uzak tarihi seçsem bile sürekli olarak o günün giderek yaklaştığı saplantısı ile yaşarım ve ister bir ay ister yüz yıl sonra olsun, o günün arifesinde, korkudan tir tir titrerim” “Haşhaşinlerin başvurduğu uyuşturucu, son derece bağnaz bir imandı” “Bu dünyanın yırtıcılığını, şiddetini Hasan Sabbah’tan daha iyi evcilleştiren birisi çıkmadı” “Hiçbir sultan benim kadar mutlu, hiçbir dilenci benim kadar mutsuz değil” “Hasan Sabbah dünyaya meydan okuyabilmek için Alamut’u inşa etti, ben bu minik kâğıttan şatodan başka bir şey inşa edemedim gerçi, ama iddia ediyorum ki o Alamut’tan daha uzun yaşayacak” “Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına, bizden birkaç kadeh önce sızıp gittiler” “Kalk haydi, ebediyyen uyuyacağız zaten!” “-Hayyam bir sarhoş ve dinsizdi! -Siz böyle demekle Hayyam’a hakaret etmiyor, tam tersine sarhoşluğu ve dinsizliği övmüş oluyorsunuz! “Gün gelir, dudaklarını yalayacak zamanı bile alır elinden Hüda” Kitapta geçen rubailerden; “Var mı dünyada günah işlemeyen, söyle; Yaşanır mı hiç günah işlemeden, söyle; Bana kötülük deyip kötülük edeceksen, Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle!” “Hiç, bildikleri hiçtir, bilmek istedikleri hiç, Bak da gör şu cahilleri, kurulmuşlar tepesine dünyanın, Onlardan değilsen şayet kafir derler adama Boş ver onları Hayyam, sen bak kendi yoluna” “Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye Altınları, gümüşleriyle övünmeye Tüm işleri dilediği düzene girer, Ecel çıkıverir pusudan Benim ben, diye” “Sevgilinin yanında yapayalnızdın Hayyam! Şimdi sığınabilirsin ona, artık gitti madem” “Ne bilginler geldi, neler buldular! Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar… Hangisi yarıp geçti bu karanlığı? Birer masal söyleyip uykuya daldılar” “Geçip gidiyor o asude gençlik çağı Unutmak için dikiyorum kafama şarabı Acı mı geldi? Böylesi gider hoşuma Ömrümüzün ağızda bıraktığı tat da acı” Titanicte Rubaiyat! Doğunun çiçeği Batının Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!Amin Maalouf, Afrikalı Leodan YKY, 1993 sonra bu kez Doğuya, İrana bakıyor. Ömer Hayyamın Rubaiyatının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyamın Semerkantında başlayan ve 1912de Atlantikte bitmeyen bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İranın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi... TADIMLIKBazen Semerkantta, ağır ve kasvetli bir günün bitiminde, kentin işsiz güçsüz takımı, baharat çarşısının yanı başındaki iki meyhane çıkmazında, Sogd ülkesinin kokulu şarabını içmek için değil, ama gelen gideni gözetlemek ya da çakırkeyif bir kaç akşamcıya saldırmak için dolanıp durur. Ele geçirilen kişi yere serilir, hakaret edilir, baştan çıkartan şarabın kızıllığını ona yüz yıllar boyu hatırlatacak olan bir cehennem ateşine Rubaiyat, 1072 yazında, böyle bir olay üzerine yazılmaya başlandı. Ömer Hayyam yirmi dört yaşındaydı ve bir süredir Semerkantta bulunuyordu. O akşam, meyhaneye mi gitmişti yoksa dolaşıp dururken rastlantılar mı onu oraya sürüklemişti? Bilinmeyen bir kenti arşınlamanın taze keyfi, biten günün binlerce biçim alışına açık gözlerle bakış... Gelincik Tarlası Sokağında bir küçük oğlan, aşırdığı elmayı göğsünde tutarak tabanları yağlıyor; çuhacılar çarşısında bir dükkânın içinde, bir kandilin kör ışığında tavla partisi sürüyor, iki zar atışından sonra bir küfür ve tıkırtılı bir gülüş duyuluyordu. İplikçiler geçidinde ise, katırcının biri çeşmenin önünde durup yüzünü yıkıyor, sonra da uyuya kalan çocuğunu öpercesine, dudaklarını uzatıp musluğa eğiliyor, susuzluğunu giderdikten sonra ıslak avuçlarını yüzünde gezdirip şükrediyor, içi boş bir karpuzu yerden alarak su ile dolduruyor ve hayvanının başından aşağıya, o da içebilsin diye boca Meydanında, gebe bir kadın Hayyama yaklaştı. Peçesini açtığında ancak onbeş yaşında olduğu anlaşılıyordu. Tek söz etmeden, çocuksu dudaklarında tek gülümseme olmadan, Hayyamın elindeki kestanelerden bir kaçını çalıverdi. Hayyam şaşırmadı. Bu Semerkantda eski bir inanıştı. Bir anne adayı, sokakta hoşuna giden bir yabancıya rastlarsa, yiyeceğini elinden almak cesaretini gösterebilmeliydi. Böylece, doğacak çocuk, onun kadar yakışıklı, onun gibi ince uzun, onun kadar soylu ve düzgün hatlara sahip olacaktır. Ömer, uzaklaşan kadına bakarken, elinde kalan kestaneleri yemeye devam etti. O sırada duyduğu bir uğultu, hızlanmasına yol açtı. Az sonra kendini, zincirinden boşanmış bir güruhun ortasında buluverdi. Kolları ve bacakları upuzun, beyaz saçları dağılmış bir ihtiyar, yere serilmiş, çığlıkları öfke ve korkudan hıçkırığa dönüşmüştü. Gözleriyle yeni gelene yalvarmaktaydı. Zavallının çevresini, yirmi kadar titrek sakallı, sopalı adam almış, az ötede keyifli bir seyirci kitlesi birikmişti. Aralarından biri, Hayyamın kızgın yüzünü görünce Önemli değil, bu Uzun Cabirden başkası değil dedi. Ömer sıçradı, bir utanç dalgası gelip boğazında düğümlendi, kendi kendine Cabir, Ebu Alinin arkadaşı! diye söylendi. Ebu Ali, aslında sık rastlanan bir isimdi. Ama ister Buharada olsun, ister Cordobada, ister Belhde olsun, ister Bağdatta, adı saygı ile anılırsa, kim olduğu kolaylıkla anlaşılır. Bu, İbn-i Sinadan başkası değildir. Batıda Avicenne diye bilinen! Ömer onu tanımış değildi. Onun ölümünden onbir yıl sonra doğmuş, ama onu, kuşağının en büyük ustası, bütün bilimlerin üstadı, Mantık havarisi olarak kabul etmişti. Hayyam tekrar söylendi Cabir, Ebu Alinin en sevdiği arkadaşı! Cabiri gerçi ilk kez görüyordu ama, talihsiz yaşamı hakkında bilgisi vardı. İbn-i Sina, Cabiri kendi halefi sayar, yalnız düşüncelerini sergilemedeki ataklılığını ve pervasızlığını eleştirirdi. Cabir, bu kusuru yüzünden günlerce hapis yatmış, meydan dayağına çekilmiş, son kamçılanması Büyük Semerkant Meydanında, ailesinin gözleri önünde gerçekleşmişti. Cabir bu hareketi asla unutmamıştı. Cesur, gözüpek bir adam iken nasıl olmuştu da böyle ihtiyara dönüşmüştü? Herhalde karısının ölümü yüzünden! Karısı öldükten sonra, yırtık pırtık giysilerle, sendeleye sendeleye, saçma sapan konuşarak dolaşmaya başlamıştı. Cabirin peşinden, gülüşüp bağrışan, ellerini çırpan, attıkları taşlarla onun, gözlerinden yaş akıtacak kadar, canını yakan bir çocuk ordusu giderdi. Titanicte Rubaiyat! Doğunun çiçeği Batının Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!Amin Maalouf, Afrikalı Leodan YKY, 1993 sonra bu kez Doğuya, İrana bakıyor. Ömer Hayyamın Rubaiyatının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyamın Semerkantında başlayan ve 1912de Atlantikte bitmeyen bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İranın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi... TADIMLIKBazen Semerkantta, ağır ve kasvetli bir günün bitiminde, kentin işsiz güçsüz takımı, baharat çarşısının yanı başındaki iki meyhane çıkmazında, Sogd ülkesinin kokulu şarabını içmek için değil, ama gelen gideni gözetlemek ya da çakırkeyif bir kaç akşamcıya saldırmak için dolanıp durur. Ele geçirilen kişi yere serilir, hakaret edilir, baştan çıkartan şarabın kızıllığını ona yüz yıllar boyu hatırlatacak olan bir cehennem ateşine Rubaiyat, 1072 yazında, böyle bir olay üzerine yazılmaya başlandı. Ömer Hayyam yirmi dört yaşındaydı ve bir süredir Semerkantta bulunuyordu. O akşam, meyhaneye mi gitmişti yoksa dolaşıp dururken rastlantılar mı onu oraya sürüklemişti? Bilinmeyen bir kenti arşınlamanın taze keyfi, biten günün binlerce biçim alışına açık gözlerle bakış... Gelincik Tarlası Sokağında bir küçük oğlan, aşırdığı elmayı göğsünde tutarak tabanları yağlıyor; çuhacılar çarşısında bir dükkânın içinde, bir kandilin kör ışığında tavla partisi sürüyor, iki zar atışından sonra bir küfür ve tıkırtılı bir gülüş duyul... tümünü göster 4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Roman 11. yy’da yaşamış olan İranlı bilge ozan ömer Hayyam ın hayatı ve Rubaiyat ının öyküsünü anlatmaktadır. Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Ömer Hayyam bilgeiğiyle ve şairliğiyle her tarafta tanınan birisiydi. Onun tüm hayali Semerkant I görmek , oranın güzelliğini keşfetmekti. Gittiği yerde başından geçen birtakım olaylar sonucunda kadıyla tanışması ve onun tavsiyesi üzerine eserini bir kitapta toplar. Onun bu şairane ve bilge kişiliği kendisinin devletin en üst kademesine kadar yükseltir. Herkesin takdirini toplar ve kitabını her türlü koşullara rağmen tamamlar. 3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Amin Maalouf yine derinlere inip güzel şeyler çıkarmış bizim olarak beğendiğimi var;kitap dört bölümden oluşuyor ve bu bölümler arası geçişler beni biraz koparmıştı kitaptan. Bir Hayyam hayranıysanız zaten okuduğunuz bir kitaptır bu fakat Hayyam'ı tanımak için okuyacaksanız bence yanlış ilk önce bu kitap yerine rubailerini okumalısınız. Amin Maalouf'un bu kitabının baş karakterinin de son derece takıntılı biri olması caiz değilD 3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Bir kısımdan sonra sıkıcı gelmeye başladı. Ömer Hayyam'ı anlattıktan sonraki kısım çok sıkıcıydı ve gereksiz ayrıntılar vardı. Devam edemedim. 3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah denince büyük bir beklenti içinde okudum ama ozellıkle yarıdan sonrasında cok sıkıldıgımı ıfade etmelıyım. Metinler edebi olmaktan cok ara ara bir tarih kitabı okuyormuş hissiyatı yarattı. Hissiz, uzun ve sanki sadece kronolojik bir sıraya konmuş paragraflar çoğunlukta. Belki benim biraz da şanssızlığım çok daha önceden Vladimir Bartol'un Fedailerin Kalesi Alamut'u okumam olmuştur. İlgilenenler için çok daha sürükleyici ve heyecanlı bir eser. Ne yazık ki Semerkant'ı çok beğenmedim. 2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Ömer Hayyam'ı, Rübaiyat'ı, Hasan Sabbah'ı, o dönemi anlamak isteyenlere özel bu kitap.. Çok güzeldi. 2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Ömer hayyam ile alakalı birşeyler okumak o kadar keyif verici ki ve kitap inanılmaz güzel yazılmış. Nerdeyse bin yıl önce yaşamış olan bir insanla kafa dengi olduğunuzu hissetmek de ayrı bir lezzet Ben de herkes gibi son kısımdan sıkıldığımdan dolayı 8 verdim. Son kısımlar siyasi haberler okuyormuşum gibi hissettirdi o kısımdaki konu sıkıcı olsa da daha iyi bir dille yazılsaydı okuması yine keyif verebilirdi. Son bölümdeki konular ve yazım dilini bir kenara bırakarak herkese okumasını tavsiye ettiğim bir kitap. 3 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Her ne kadar beklediğim gibi bir kitap olmasa da okunabilir bir kitap. 2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Sonu çok kötü bir yere bağlanıyor. Hayatımda bir kitabı okuduktan sonra ilk defa sinirlendim. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Güzel etkileyici yinede yazarın ilk okuduğum eserindeki tadı bulamadım, sanırım o en iyi eseriydi. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah'ın arasındaki ilişkiyi öğrenmek için bile okunabilir ama onun dışında genel olarak da çok sağlam yazılmış bir eser. Tavsiye edilecek kadar var. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Hasan Sabbah ile ilgili bazı bilgilere sadece burada rastladığım ve doğruluğundan çok emin olamadığım ünivesitelerin tarih bölümlerinde önerilen güzel kitap. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Severek okuduğum bir kitap oldu Yediğiniz en nefis yemeği tarif etmek gibi bir şey SEMERKANT'ı anlatmak. Ömer Hayyam Nzamülmülk Hassan Sabbah üçleminde geçen entrikalar akla hayale gelmeyecek olaylar ve tadı damakta bırakacak bir Alamut serüveninin başlangıcı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş ömer hayyamın hayatından kesitlerin anlatldığı ve ömer hayyam hasan sabbah nizamülmülk üçülüsünün ilişkilerinden bahsedelin çok güzel bir kitap.. 2 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş kitabı sürekli aman bitsin de kurtulayım modunda okudum. kitap yarım bırakmak hiç huyum değildir ama neredeyse bu kitabı bırakacaktım. her tarz kitap okumayı severim ama bu kitap pek bana göre değildi. kitabın 1 ve 2. bölümünde Ömer Hayyam'ın hikayesi daha çok ilgimi çekti ama yine de birşeyler eksik gibi geldi bana. İran tarihi ile ilgileniyorsanız okuyun derim. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Tarihi romanlardan pek hoşlanmamama rağmen, beni çok etkileyen kitaplardan birisi. Üzerinden bunca zaman geçmesine, birçok kısmını unutmuş olmama rağmen, hala çok sevdiğim bir kitap. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş ilk bölüm kesinlikle daha iyiydi. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş bejamin Ömere geçtiği kısım çok gereksizdi bence. o kısım olmasa daha iyi olurdu. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Ömer Hayyam ı anlatırken sıkılmadan okuyorum ne zaman ileriye sardı ikinci hikayeye geçti o zaman benim için zulüm oldu bu kitap açıkcası çok sıkıldım okurken. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş kitabın ilk kısımları yani Ömer Hayyam ve selçuklular kısmı daha güzel anlatılırken son kısımlarda siyasi bir anlatıma geçilmiş. Son sayfaları okurken bunaldığımı itiraf etmeliyim. Yine de okunması gereken bir kitap. 5 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş İkinci hikayeye geçtiği kısımda bıraktım. Öğretici bir kitap, özellikle Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve rubaiyatın yazıldığı dönem çok güzel anlatılmış... 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Genel olarak güzel olmasına rağmen sonunu beğenmedim. Bir değerli kitap uğruna yaşamını, yaşadığı yeri her türlü tehlikeye rağmen göze alıp da Elyazmasını neden kurtarmadılar? Neden gitti Şirin? Ne hissetti batılı Ömer? Hiç mi içi yanmadı? Hiç mi kendini kaybetmedi? Hem Şirin hem de kitap aynı anda kaybetmek, sadece 'artık yoklar' kadar sığ bir düşünceye mi sığdı? 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Ortadoğu'nun en yetenekli ressamı Amin Maalouf. Harfleri kullanarak çizdiği Ortadoğu resimlerinde sizi adeta büyülüyor. Semerkant kitabını okuduğunuzda ise İran'ı, Hayyam'ı, Sabbah'ı ve Nizamülmülk'ü kimse bu kadar iyi anlatmamıştır diyeceksiniz. Kitabın tarihi gerçeklerden uzak olduğunu bilmenizde fayda var. Ayrıca Hayyam odağında başlayan kitabın ilk bölümleri sizi o kadar çok etkiliyor ki son bölümlerde hikaye günümüze döndüğünde keyfiniz kaçıyor. Keşke bu bölümler hiç olmasaymış diyebiliyorsunuz. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Hayyam ölene kadar güzeldi, sonrası macera kitabına döndü. 1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş güzel bir anlatım ama pek benim tarzım değil. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş tarih ve roman işte bu....... 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Tek kelimeyle şahane. Amin Moulouf amca çok iyi yazmış. Ömer Hayyam'ın hayatından güzel bir kesit, üstüne İran'daki detaylar. Çok hoşuma gitti. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Muhteşem kitaplardan bir tanesi daha. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Ömer Hayyam'dan bahsederken güzel ama, yazar konuya kendisini de dahil edinde sıkılıp bırakmıştım. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Dogu kulturunun cok guzel anlatildigi bir kitap... 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Su gibi okuduğum, hayranlık duyduğum kitaplardan biridir. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Ah hep aramıyormuyuz, keşke semerkant gibi bir kitap olsada okusak demiyor musunuz? 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Amin Maalouf'un beni Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah ile tanıştırdığı bu kitap ayrıca ilk göz ağrımdır.. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Îlginç,egzotik bir haşhaşiler ve hasan sabbah hakkında bilgi sahibi olmak istemiştim ama kitap iran tarihine ağırlık vermiş ve ömer hayyam vesilesiyle de kitabı konusunda oldukça yetersiz kalmış,ama genel olarak hoş,okunası bir eser ortaya çıkmış. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş kitabın sadece ömer hayyam ile olan kısmı güzel... 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Sadece Hayyam i anlatsa sonundaki o tarihsel yolculugu yapmasa bir solukta biticek kitap 8/10 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Akıcı bir kitap. Ayrıca Hasan Sabbah'ın fikirlerini daha iyi anlamama vesile oldu. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Ömer Hayyam'ı ve rubailerini sevenlere tavsiye ederim. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Sürükleyici bir kitaptı. Kütüphane bulunması gerekenlerden denilebilir. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Şimdiye kadar okumamış olmamı bir kayıp olarak değerlendiriyorum... 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Gayet başarılı ve elbette okunası bir kitap = 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Akıcılığı ile insanı sıkmayan,sürükleyiciliği ile bir an olsun kendini elden düşürmeyen şaheser. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Kitabın konusu çok güzel olmasına rağmen ki ben de ömer hayyam merakımı gidermek için okudum ama çevirsinden mi bilemiyorum çok akıcı bir dili yok. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş aynı dönemde yaşamış nizamulmülk hayyam ve hasan sabbah ı yakından tanıma şansı bulacaksınız 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Tarihi olayları romanlaştırarak anlatan bir kitap. İranın demokrasi/meşrutiyet mücadelesi ile ilgili hiçbir bilgim yoktu. Ancak bir noktada takıldım. Okay Tiryakioğlu'nun Alparsan adlı kitabında Hasan Sabbah'ın Alparslan zamanında Nizamülmülk ile çalıştığı; şu an ismini hatırlayamadığım bir kalenin alınmasında son kez yardım ettiği; bu kalenin fethinden sonra Nizam ile anlaşıp, para alıp adamlarıyla birlikte oradan ayrıldıkları anlatılıyor. Ancak Semerkant kitabında Hasan Sabbah Melikşah zamanında Nizam ile çalışıyor. Nizam'ın bir oyunu ile Selçuklulardan ayrılmak zorunda kalıyor, daha sonra Melikşah ile gizlice anlaşıp Nizam'ı öldürtüyor. İki kitabın da anlattığı çoğu yerin aynı olmasına rağmen, bu farklılığın nedenini anlayamadım. Hangisinin doğru olduğunu merak ediyorum. Semerkant konu başlığında toplam 12 kitap bulunuyor. Aşağıdaki Semerkant kitaplar "alfabetik" sıraya göre listelenmektedir. Fethinden Samaniler'in Yıkılışına Kadar Semerkant Tarihi Osman Aydınlı İsam / İslam Araştırmaları Merkezi Semerkant, coğrafik ve stratejik konumu sebebiyle kurulduğu tarihlerden itibaren büyük hükümdarların ele geçirilmeye çalıştığı önemli bir şehir olmuştur. Önemli ticari yolların kavşağı, çeşitli dil, din, kültür ve medeniyetlerin temas noktası olan Semerkant ve içinde bulunduğu Maveraünnehir bölgesi, Türkler'i müslümanlarla yüz yüze getiren ve Türk tarihinin seyrini etkileyen en önemli coğrafya old..»» Kardeş Şehirler Buhara Semerkant Taşkent Rabia Gülcan Kardaş Diyanet Vakfı Yayınları Bazen tarihte bazen coğrafyada… Bazen dünde bazen bugünde… “Kardeş Şehirler”i tanımak ister misin? Öyleyse bu kitaba kulak ver. Burada üç şehrin hikâyesi var. Orta Asya bozkırlarını süsleyen mavi çinileriyle… Kaleleri, sarayları, medreseleriyle… İmam Matüridi, İmam Buhari’nin; İbn Sina, Uluğ Bey, Ali Şir Nevai’nin anavatanları… Birer hazine, birer inci… BUHARA, SEMERKANT ve TAŞKENT’e hoş geldin.»» Semerkant Amin Maalouf Yapı Kredi Yayınları Titanic`te Rubaiyat! Doğu`nun çiçeği Batı`nın Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!" Amin Maalouf, "Afrikalı Leo"dan YKY, 1993 sonra bu kez Doğu`ya, İran`a bakıyor. Ömer Hayyam`ın Rubaiyat`ının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyam`ın Semerkant`ında başlayan ve 1912`de Atlantik`te bitmeyen bir serüven... Bir elyazmasının y..»» Semerkant Amin Maalouf Yapı Kredi Yayınları "Titanic'te Rubaiyat! Doğu'nun çiçeği Batı'nın çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!" Amin Maalouf, "Afrikalı Leo"dan YKY, 1993 sonra bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te bitmeyen bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzle..»» Semerkant Nevin Erdem Cinius Yayınları Orta Asya’nın en büyük çöllerinden olan Kızılkum’un ortasında Zerefşan Ovasının aşağı kesiminde yer alan Buhara şehri, Türk-İslam medeniyetinde önemli bir yere sahiptir. Tarihte Doğu ile Batıyı İpek Yolu üzerinden bağlayan, kültürlerin, dinlerin ve ticaretin kesişme noktası olan Buhara, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle yüzyıllarca Orta Asya Türk devletlerinin siyasi ve kültür merkezi olan Buhar..»» Semerkant Tılsımı Jonathan Stroud Arkadaş Yayınları Büyücülerin yönetimdeki günümüz Londra´ bir tılsım. Bir bir entrika, cinayet ve intikam öyküsü. Bartimaeus üçlemesinin ilk kitabı.»» Semerkant ve Buhara'da Kanlı Günler Azam Haşimi Kalender Yayınevi Bir çırpıda okuyacağınız ve zihninizde uzun zaman yer edinecek olan bu eser -Semerkant ve Buhara’nın başına gelenler- sadece iki şehrin başına gelen olaylar değildir. Bu eser Semerkant ve Buhara’nın muhteşem tarihinin altınla yazılmış bir eser Türkistanlı muhacir, Azam Haşim’inin bizzat gördükleri, işittikleri ya da doğrudan başına gelen olayların anlatıldığı muhteşem destanım..»» Semerkant'ta Ölüm Craig Murray Mana Yayınları 'Korkusuz bir adamdan korkusuz bir kitap. Craig Murray, "yetkililer"in hoşuna gitsin ya da gitmesin gerçeği söylüyor. Kendine saygısı olan namuslu bir adamın önünde şapka çıkarıyorum.' -Harold Pinter- 'Bir adamın Terörizme Karşı Savaşla savaşının güzel bir şekilde yazılmış ilginç bir anlatısı... fevkalade okumaya değer.' -John Sweeney, The Literary Review- 'Kahramanca... korkunç doğru ..»» SEMERKANT AMIN MAALOUF TEST SORULARI 1. Amin Maalouf’ un “Semerkant” romanında “bilge, filozof gökbilimci, matematikçi, herkesin güvendiği, olaylara tarafsız bakabilen bir kişilik” olarak tanıtılan kahramanın adı nedir? a Ömer Hayyam b Hasan Sabbah c Benjamin Ömer d Cabir e Ebu Ali 2. Romanda “ zeki, araştırmacı, azimli fakat bilgisini ve yeteneklerini kötüye kullanan birisi” olarak tanıtılan kahramanın adı nedir? a Ömer Hayyam b Hasan Sabbah c Benjamin Ömer d Cabir e Ebu Ali 3. Romanda araştırmacı, maceracı ve kendini Rubaiyatı bulmaya adayan birisi olarak tanıtılan kahramanın adı nedir? a Ömer Hayyam b Hasan Sabbah c Benjamin Ömer d Cabir e Ebu Ali 4. Romanın kahramanlarından Ömer Hayyam, hangi nazım şekliyle yazmaktadır? a Gazel b Kaside c Mesnevi d Rubai e Tuyuğ CEVAPLAR 1-A 2-B 3-C 4-D SEMERKANT AMIN MAALOUF KLASİK SORULAR 1. Amin Maalouf’ un “Semerkant” romanının konusu nedir? 11. Yüzyılda yaşamış olan İranlı bilge ozan Ömer Hayyam’ ın hayatı, Semerkant a gelişi; burada yaşadıkları ve tarihe damgasını vuran eseri “Rubaiyyat’ ın oluşması. 2. Romanın ikinci bölümünde anlatılan nedir? Benjamin Omer adındaki bir Ömer Hayyam hayranı bir kişinin “Rubaiyyat” adlı bu şaheseri bulmak için birçok zorlu yoldan geçmesi ve macera kitabın Titanic gemisinde kaybolması anlatılır. 3. Amin Maalouf’ un “Semerkant” romanının ana fikri nedir? Tüm zorluklara rağmen insanlar hayallerini gerçekleştirmelilerdir. 4. Romanın kahramanlarından Ömer Hayyam, nasıl bir kişiliktir? Bilge, şair, filozof gökbilimci, matematikçi, herkesin güvendiği, olaylara tarafsız bakabilen bir kişilik. 5. Romanın kahramanlarından Hasan Sabbah, nasıl bir kişiliktir? Zeki, araştırmacı, azimli fakat bilgisini ve yeteneklerini kötüye kullanan birisi. 6. Romanınkahramanlarından Benjamin Ömer, nasıl bir kişiliktir? Araştırmacı, maceracı ve kendini Rubaiyat ı bulmaya adayan birisi. 7. Romanın kahramanlarından Ömer Hayyam’ın en büyük hayali nedir? Semerkant’ı görmek, oranın güzelliğini keşfetmek. 8. Romanın kahramanlarından Cabir, nasıl bir kişiliktir? Cesur, gözü pek, düşüncelerini açıklamakta atak ve pervasız bir kişilik. 9. Romanın kahramanlarından Ömer Hayyam hangi ulusa mensuptur? İran 10. Romanda 15 yaşlarında gebe bir kadın, Hayyam’ ın elinden kestaneleri niçin çalar? Semerkant’taki eski bir inanışa göre, bir anne adayı, sokakta hoşuna giden bir yabancıya rastlarsa, yiyeceğini elinden almak cesaretini gösterebilmeliydi. Böylece, doğacak çocuğun, onun kadar yakışıklı, onun gibi ince uzun, onun kadar soylu ve düzgün hatlara sahip olacağına inanılırdı. Semerkant Amin Maalouf Kitabının Özeti, Konusu, Tahlili için tıklayınız... Semerkant Amin Maalouf Kitap Sınavının Soruları ve Cevap Anahtarı Oleh

semerkant kitabı ile ilgili incelemeler